Somon Balığı

Eşsiz lezzeti, zengin omega-3, hayvansal protein ve mineral içeriği ile somon; hem en besleyici balıklardan biri olması hem de pratik hazırlanmasıyla en vazgeçilmez balık çeşitlerinden biridir. Özellikle depresyon, inme, yüksek kolesterol gibi pek çok hastalıktan korunmaya yardımcı olan somonun sağlık üzerine etkileriyle ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. Peki deniz somonu veya çiftlikte üretilen Norveç somonu arasında fark var mı, Dünya’da somon üretimi nasıl yapılıyor ve somonun sağlık açısından faydaları nelerdir? İşte tüm bu sorularınızın yanıtı bu yazıda…

Deniz ve Norveç Çiftlik Somonu Arasında Fark Var Mı?

Norveç, dünyanın en büyük çiftlik somonu üreticisidir ve dünya çapında üretilen tüm Atlantik somonlarının %50’sinden fazlası Norveç balık çiftliklerinden gelmektedir. Norveç somonu dünya çapında 130’dan fazla ülkeye ihraç edilmektedir.

Norveç’in deniz ürünlerinin kaynağı bölgenin soğuk ve berrak sularıdır. Bu gibi düşük derecelerde balıklar daha yavaş gelişir ve sıcak sulardakilere göre daha büyük boyutlara ulaşır. Ayrıca soğuk sulardan gelen deniz ürünleri, sağlıklı doymamış yağ asidi bakımından da zengindir.

Norveç’in soğuk ve temiz sularında yetişen Norveç somonunun güvenli ve sağlıklı olduğundan emin olabilirsiniz. Çünkü; Norveç somonu, veterinerler tarafından gözlem altında tutulmakta ve somon çiftliklerinin düzenlemeleri çok sıkı takip edilmektedir. Ayrıca dünyada her gün 36 milyon Norveç somonu, bağımsız Ulusal Beslenme ve Deniz Ürünleri Enstitüsü (NIFES) tarafından denetlenmektedir. Bu denetimlerin hiçbirinde, yasaklanmış ilaç veya yasa dışı yabancı madde kalıntılarına rastlanmamıştır. 

Besin içeriği açısından iki somonu karşılaştırırsak da standart referanslara göre, Norveç çiftlik somonunun bir porsiyonunda deniz somonuna yakın oranlarda omega-3 vardır. Amerikan Kalp Vakfı, deniz veya Norveç çiftlik somonu fark etmeksizin omega-3 ve diğer önemli besin öğelerini alabilmek açısından somon tüketiminin öneminin altını çizmektedir.

Norveç Somonunun Hikâyesi

Çok yönlülüğü sayesinde dünya mutfaklarında her türlü yemekte kullanılabilen Norveç somonu, her gün Japonya’daki sashimiden İtalya’daki spagettiye kadar 14 milyon öğünde tüketilmektedir. Birçok deniz ve gıda ürününün aksine, taze Norveç somonuna tüm yıl boyunca erişilebilmektedir. Peki Norveç somonu nasıl yetiştirilir?

Yumurtadan yeni çıkmış küçük sarı yavru, hayatına tatlı sularda başlar. 8-18 ay sonra, yavru yaklaşık 100 gram olduğunda deniz suyuna hazır hale gelir. Yavru somonlar, deniz içerisinde iyi su akışı ve uygun çevre koşulları içeren büyük alanlara alınır. Norveç somonunun yetişkin ağırlığı 3-6 kilogram arasında değişiklik göstermektedir ve tüketim için 3,6 kilogram civarına ulaşması beklenir. Bu durum su sıcaklığı gibi faktörlere bağlı olarak 12-18 ay sürer.

Balıkların sağlıklı kalmaları için yaşam döngüleri boyunca en uygun ortamın sağlanması gerekir. Norveç somonu; taze, oksijenli ve tuzlu bir suya, değişken su sıcaklığına ve ışık değişimleri bakımından zengin bir ortama gereksinim duyduğu için tüm bu koşulların sağlanmasıyla en sağlıklı ve güvenli şekilde tüketime hazır hale gelmektedir.

SOMONUN SAĞLIĞA FAYDALARI NELERDİR?

Somon; içerdiği yüksek miktarda omega-3, iyot, selenyum, antioksidanlar ve biyolojik kalitesi yüksek protein ile pek çok hastalığa karşı kalkan oluşturur. Özellikle omega-3 yağ asitlerinden daha yoğun beslenmenin sağlığımıza faydaları artık daha iyi bilinmektedir. Omega-3 yağ asitleri kalp ritmini düzenler, kan yağlarını dengeler ve pıhtı oluşumunu önler. Damar genişletici etkileri sayesinde koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, tip-2 diyabet, ülseratif kolit, romatoid artirit, depresyon, meme kanseri başta olmak üzere bazı kanserler ve kronik akciğer hastalıklarına karşı koruyucudur.

1.İnme Riskini Azaltır: 

Somon; D vitamini, iyot, selenyum ve omega-3 gibi serebrovasküler sistemde etkin önemli besin bileşenlerinin kaynağıdır. İnme vakalarında hayatta kalan hastalar haftada 2-4 porsiyon kadar balık tükettiğinde inmeye bağlı oluşan arızaların ilerlemediği görülmüştür. Sağlıklı kişilerde risk faktörü varsa somon içinde doğal ve çok miktarda bulunan omega-3, hem kan basıncını azaltır hem de kandaki trigliseritlerin hızla düşmesini sağlayarak beyne gidebilecek kan pıhtı oluşumunu engeller. Ancak; inme riskini azaltmak için omega-3 desteği tek başına koruyucu olmamakla birlikte içinde beyin sağlığı için diğer besin öğeleri ile etkileşimi sayesinde doğrudan somon tüketiminin koruyucu etkisi vardır.

2.Beyin Sağlığını Destekler: 

Sinir sisteminde bol miktarda bulunan omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri, sinir hücrelerinin çevresini kaplayarak serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı kalkan oluşturur. Somon, çoklu doymamış yağ asitlerini içermesinin yanı sıra duygu durumunda etkili olan amino asitlerden tirozini de bol miktarda içerir. Bu yüzden haftada 2 gün 150-200 gram somon tüketmeye özen gösteriniz. Ayrıca somonun içermiş olduğu çoklu doymamış yağ asitleri depresyon, demans, bilişsel gerileme, dikkat eksikliği ve hiperaktivite sendromu gibi psikolojik hastalıkları önlemede de etkilidir. Somon tüketimi beyinde gri madde miktarını artırarak beyin fonksiyonlarının gelişimine katkı sağlar. 65 yaş ve üzeri kadınlarda yapılan bir çalışmada, haftada en az 2 kez somon tüketimi ile yaşa bağlı hafızada kaybın %13 oranında azaldığı gözlenmiştir. 

Yapılan önemli bir başka çalışmada da yetişkinlerde omega-3 yağ asitleri tüketimiyle sinirlilik, hassasiyet ve depresyon semptomlarının azaldığı gözlenmiştir. Ayrıca somondaki EPA ve DHA mutluluk hormonu olan ve kalıcı hafızadaki bilgilerin oluşumunda rol oynayan seratonin üretiminde görevlidir.

3.Kilo Korumaya Yardımcı Olur:

Somon; kırmızı ete göre daha az kalori içermesi, %30-35 oranında biyolojik kalitesi yüksek protein içeriği ve özellikle metiyonin ve lizin olmak üzere vücutta üretilemeyen tüm aminoasitlerin kaynağı olması nedeniyle iştah kontrolünü sağlayarak daha uzun süre tok hissetmeyi sağlar. İçerdiği omega-3 sayesinde kilo problemi olan bireylerde bel çevresindeki yağlanmayı azaltmaya yardımcı olur. 

Ayrıca iyot ve selenyum gibi vücutta metabolizmayı hızlandıran ve toksin atımını arttıran mineralleri içeren somon tüketimi ile vücutta enerji üretimi artar ve metabolizma hızlanarak daha sağlıklı ve hızlı kilo kaybı sağlanır. 

4.İnflamasyonu Azaltır:

Somona kırmızı rengini veren astaksantin antioksidanı ve omega-3 yağ asidi, inflamasyonu azaltarak kan yağlarındaki yükselmeyi önler. İçerdiği A, E, D vitaminleri sayesinde oksidatif stresi azaltarak mide, bağırsak, karaciğer, böbrek, göz ve kalp gibi organları hastalıklara karşı korur.  Orta yaşlı kadınlar üzerinde yapılan 8 hafta süren bir çalışmada her gün 80 gram somon tüketiminin vücutta inflamasyon göstergelerini azalttığı, kronik hastalıkları önlemede etkin olduğu gözlenmiştir. 

5.Yüksek Kolesterolü Düşürür:

Balıkların içerdikleri omega-3 miktarı arttıkça kötü huylu kolesterolleri düşürme yetenekleri de artar. Bu yüzden somon, kolesterolün düşürülmesi ve kalp sağlığının korunması açısından harika bir alternatiftir. Özellikle kırmızı et yerine tükettiğiniz somon kötü huylu kolesterolü düşürür, omega-3 yağ asitleri kan dolaşımına katılarak kandaki trigliseritlerin de artmasını önler ve kalbi koruyucu etki gösterir. 16 çalışmayı kapsayan bir araştırmada, günlük 0.4 – 4.5 gram aralığında omega 3 yağ asidi tüketiminin damar fonksiyonunu gelişmesinde rol aldığı saptanmıştır. Ayrıca önemli bir araştırmanın sonuçlarına göre günlük 3.6 mg astaksantin tüketimi kötü huylu LDL kolesterolü azaltmak ve iyi huylu HDL kolesterolü artırmak için yeterlidir.

6.Bebeklerin Zeka Gelişimini Destekler:

Hastalıklardan korumanın yanı sıra omega-3 yağ asitleri hamile kalındığında da oldukça önemlidir. Çünkü; omega-3 hamilelik süresince anneden bebeğe aktif olarak geçer ve bebeğin beyin gelişiminin temellerinin atıldığı bu dönemde gelişimi destekler. Araştırmalar, omega-3’ten zengin beslenen annelerin bebeklerinin omega-3’ü yetersiz alan annelerin bebeklerine göre 4 puan daha fazla IQ değerine sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca anneler hamilelik süresince omega-3 yağ asidinden zengin beslendiklerinde doğum sonrası depresyonun oluşması da önlenmektedir.